Hitler, 30 Haziran 1934 sabahı, elde tabanca, SS birlikleriyle, Münih'in 70 km. ötesindeki Bad Wiessee'ye gitmek için gözkamaştırıcı bir ormandan geçmiş ve ormana teyet Tegernsee gölünün kıyısını izlediği halde tesbih çeken ağaçları, tepelerde yeni yeni beliren alaca ışığı sezinleyememiştir. Çünkü kafasında Bad Wiessee'de eğlence kurmuş olan eski kavga arkadaşlarını basmak, onlara ölüm şerbeti içirmek ve de zalımlığını ve zorbalığını tüm Almanya'ya yaymaktan başkası yoktur.
Nazi hummasıdır bu.
İnsanlık ve uğruluk, doğa ve cinayet, gerçeklik ve bilimkurgu yanyanadır. Çocukları duvara nası çarpıp öldürdüklerini alaylar ve bulaylarla anlatan bir Nazi başkanı karısına yazdığı mektubu kızamığa yakalanmış çocuğunun sağlık durumunu sorarak bitirir.
Uman havaalanındaki çukuru 1.500 Yahudi'nin ölüsüyle doldurup üstüne beton çeken Nazi'lerden biri de aynı akşam karısına yolladığı mektupta bahçesine diktiği güllerden haber soracaktır.
İkinci Dünya Savaşı'nı Almanya ve Polonya'daki toplama kamplarında geçiren ve 1945 gençyazında özgürlüğüne kavuştuğu sıra, sadece elli kilo kalmış olan, ondan sonraki yıllarını da Nazi suçlularının saptanmasına ve bulunmasına adayan Simon Wiesenthal bu konuda şöyle der:
- Cinayetle suçlanan SS'lerin gözlerinde Yahudileri tutukladıkları gördükleri ifadenin tıptıpı vardır. Yalnız Museviler bağışlanmak için hiçbir şey yapmadıkları halde SS'lerden kimi yere diz çökerek yalvar-yakar olmuşlardır.
Tarih bilenlere gizli değildir ki, doğa güzellikleri, insanların yakalarına cinayet ve ölüm kokartları takmalarına engel değildir. Moğol Hanı Argun ölünce , Mısırlılar (Araplar) yerli ve yabancılardan oluşan bir orduyla Frankların, Büyük Deniz (Akdeniz) kıyısındaki Akka şehrini kuşatmışlar, Akdenizin o ince ve etkili keklik sesine kulak asmadan kalye karşı iki ay sabaş bayrağı sallamışlardır.
Gerçekte kaleye sıkışmış olan Franklar gurur ve kibir küpüdür. Şehir kapılarını kapamaya hiçmihiç gönül indirmemişlerdir. Atlılar gözlerini kırpmadan kaleden çıkışlar yaparak dışarıdaki Arapları tırpanla ot biçer gibi kılıçtan geçiriyorlardır. Suryani tarihçilerinden Abu'l Farac bu savaşta yirmi bini aşkın Arabın karadeveye bindiğini yazacaktır. Akka Valisi Büyük Kont yaralanarak can kuşunu avcundan uçuruncaya değin Franklar şehri büyük bir çaba ve başarıyla savunurlar...
(Salah Birsel, Kediler, 1988)
Devamı haftaya...


Yorum Gönder